12 Kasım 2008 Çarşamba

sabah 6:30da gözlerimi açtığımda aklımdan ilk geçen şey adın oldu. adın. onların bildiği ve söylediği değil, benim bilip seni hep çağırdığım adın. adın içimden geçtiği an ile gözümden ilk damla yaşın akması arasındaki sürenin hızı karşısında ben bile şaşırdım. sanki uyurken bile seni düşündüm, uyandığımda ise sadece kaldığım yerden devam ettim. nefes alamadım, dışarı kaçtım, paşayla yürüdüm. düşündüm. ellerim üşüyor diye şikayet ederek yine de bir yandan da sesini duymak isteyerek sabahın kör vaktinde yaptığımız o komik konuşmaları düşünürken bir kere daha arasam dedim, açar mı acaba.. bir kere daha sesini duysam ne değişecek hiç bilemeden yine de bu sabit fikre kapılıp telefona bakarak ağlayarak yürüdüm bir süre. sonra elimi yüzümü yıkadım. yeniden ağladım. yeniden yıkadım yüzümü..

bir defter açtım, sana mektup yazayım diye, kaderin güzel cilveleri hareket yapmayı sürdürdü, açtığım sayfadan bana dalga geçerek "al defterinin arasında kurutursun" diye güle güle arkandan çıkarıp verdiğin o küçücük ve kıpkırmızı gonca çıktı. bu nostaljik ve şık hareketini yaptığında, gülmüştüm yine bi dolu. bu sabahsa o gülü verdiğinde üzerinde denize bakarak sallanmakta olduğum demir salıncağın telleri göğüs kafesime saplandı. bakakaldım. o zaman da bakakalmıştım zaten. dikenleri bile ayıklanmış olarak bana uzattığın goncayı ne ara bulup kopardığını, ne zaman dikenlerini temizleyip arkana sakladığını anlayamamıştım. ve bunca zamandır, onun orada bir yerde durduğunu bile unutmuştum. bu sabah tekrar karşıma çıkması sanki sen bu sabah bana onu uzatmışsın gibi hissettirdi bana. seni yeniden sevdim, beni yeniden sevdiğini bildim ona bakarken. ve seni ne çok özlediğim hissi dünkü "taş"ın yerini aldı..

bugün annenle konuşmam lazım, ablanla konuşmam lazım, ağlamamayı başarmam lazım.. tüm bunların nasıl olacağını bilmiyorum. iş yeri tuvaletinde karanlıkta oturup ağlarken, nefesim kesilip kesilip geri gelirken, nasıl atlatabileceğimi, aklımdan bir kaç saniye bile olsa seni nasıl çıkarabileceğimi bilmiyorum.

beni bu kadar zor bir şeyde tek başıma bırakmış olmanı, yanımda olup bana destek olmamanı anlayamıyorum..

şimdi böyle her şey çok zor, hiç bitmeyecek, hiç geçmeyecek gibi öte yandan evet hiç bitmeyecek ve hiç geçmeyecek çünkü sen bir daha asla olmayacaksın. hiç bir zaman..

1 yorum:

özge dedi ki...

Yarından haber yok dün bitti
Saatler son günü çalıp gitti
Yeminler yaşlandı dudaklarda
Düğümlendi derken söz bitti

Vagonlar bir dolup bir boşaldı
Kuruyan gözlerim yine yaşardı
Sarardı sırayla fotoğraflar
Ne hayatlar içimde kaldı

Unutursun için yana yana
Unutursun ölüm sana bana
Zaman basıp kanayan yarana
Unutursun unutursun