18 Mart 2009 Çarşamba

"YES, THAT BITCH IS A PART OF ME"

n. yazınca chris cornell, "no that bitch ain't no part of me" diye, bende bir bakayım dedim, güzel miymiş şarkı bu kadar, baktım güzelmiş. dile pelesenkmiş filan. iş yerinde açıp dinlemek zevkliymiş.. neyse bunlar olalı baya zaman oldu, şarkıya radyoda her rastladığımda açıp eşlik ettim, eğlendim coştum kendi kendime. olay bu değil..

bu günlerde, her iş yerinde başıma gelen oldu ve ben yine hiç üzerime vazife olmayan bir iş için, "madem eşşek aldık niçin semer vurmuyoruz" mantığına kurban gittim. bu çok enteresan, insanın iş yaşantısı nasıl başlarsa öyle gidiyor sanırım. G. mesela, girdiği hiç bir iş yerinden zamanında maaşını alamamak konusunda inanılmaz bir istikrar sahibi iken, ben bu sorunu maaş değil semer hususunda yaşıyorum. acaba bizde mi bir sorun var bilemiyorum..her yerde başıma aynısı geliyor. şimdi cumartesi günümü adana hilton'da bir kongrede geçirecek olmam da buna işaret ediyor. ve ben hemen sıkılıyorum. içim bunalıyor. kafam bulanıyor. hemen kaçmak istiyorum.. kaçabilirim de aslında, ama kaçamıyorum..tamamen "yetti beaaah" kıvamına gelene kadar bekliyorum. ama o "bekleme" aşamasına girmeyi de hiç sevmiyorum. çünkü hayatımın hiç bir alanında çekilir bir halim kalmıyor. gene kıllıklar yapmaya başladım bile.. geç geliyorum, iş verildiğinde "neden yapıyoruz" gibi bir sorguya giriyorum, yavaşlıyorum, yavaşlatıyorum. normalde olduğumdan çok kötü bir çalışan oluveriyorum hemen. yani şöyle ki, "pazarlamacı yok, ankara'da seni bir kaç yere göndersek olur mu?" diye soran insandan, "perşembe akşamı adana'ya gidiyorsun, cumartesi akşam da dönersin" diyen adama geçiş yapılırken, ben de "bir dahki sefere malınızın neden geciktiğini merak ederseniz direk iş yeri sahibi ile görüşün, malzemeleri yurtdışından ben getirmiyorum" diyen çalışana geçiş yapmış oluyorum.. iyi değil, sevmiyorum böyle olmasını.

ve sonra şarkıyı "yes, that bitch is a part of me" olarak söylemeye başladım. çünkü gerçek bu. bir tarafım (beynimizi düşünürsek ön loba tekabül eder bu "taraf") o "bitch" olma halini her daim korumakla birlikte sadece nadiren ortaya çıkartmayı tercih ediyor. ama kafam öyle çok kolay çalışıyor ve ben o hale çok kolay bürünebiliyorum.. tercih etmiyor olmam onun benim bir parçam olmadığı anlamına gelmiyor. üstelik severim de kendisini, çok faydasını da gördüm..

bu entellektüel yazıma şiirsel bir son vermek istiyorum, bildiğin copy paste ile..

ozaman si yu leytır..

4 yorum:

bOz dedi ki...

bu back vocallerle bu sarki nasil sevilir anlamiyorum... ne eslik edecem ulan tahammul edemiyorum...

shadowboxer dedi ki...

ben gayet eğlenceli buluyorum şarkıyı valla.. ayrıca anlattıklarımın arasında dikkatin şarkıda kalmış olması iyi midir kötü mü bilemedim!

i'm a cyborg, but that's OK dedi ki...

gerçekten de yazıda anlatılan bitch vokal sinemden daha çok back vokale dikkat etmek her babayiğidin harcı değil.

bOz dedi ki...

bu benim gayri ihtiyari refleksim. bu s. icinde bilindik aslinda. okuma faaliyetim veya su yada bununla iliskili algilama faaliyetim bu sekilde 3er5er atlayarak...
al iste bi daha okudum gene ayni dusunuyorum. bu sarkiyla yola cikilmaz, cosulmaz, eslik edilmez. Aptal back vocallere sahip bu dile pelesenk sarki ne beni pezevenk ne de baskasini bitch yapar...