11 Ağustos 2009 Salı

gene aynı kalbe, gene ben, gene yol..

düşünüyorum,
yol verilmesi gereken kalp mi
yoksa akıl mı?

ki bende var olan akıl,
- diğerlerinin aradığından farklı olarak -
ya eksik ya fazla,
ama olması gereken kadar değil
bu kesin

ki tartışmayacağım eksiğini fazlasını,
dert de bu değil çünkü..

netice de durum şu
kalp bişey diyor,
kendi bildiğini okuyor,
akıl sanki başkalarından alınmış olanlar ile var olmuş gibi
kurallar, ahlak, etik, gelecek korkusu,
endişeler ile örülmüş bir bilgi verici
başka bir yol gösteriyor..
ben kalbe bi yol verebilsem diyorum,
çünkü sanki beni huzursuz eden o gibi görünüyor
ama kadının teki çıkıyor
"yüreğinin götürdüğü yere git" diyor,
gidenler de memnun kalmış olucak ki
kadının kitabı hayvanlar gibi satıyor
ve kadın zengin olup
istediği yere gidiyor :)

peki ben ne yapıyorum?
kendi aklıma tam güvenemediğimden,
tam değil hiç güvenemediğimden,
başkalarının aklının benim aklıma empoze etmiş olduğu
bi takım bilgiler doğrultusunda
kendime bi yol belirliyorum
sonuç şuna çıkıyor;
ne kalbimi ne aklımı dinliyorum
ne mutluyum ne mutlu ediyorum..

bi yerde bi tuhaflık var di mi?
ama bu dünya da benim istediğim gibi dönmüyor.

diyorum ki;

karavanı alırım,
atlas dergisinin hediye etmiş olduğu
tatil rehberim ile birlikte
çanakkale'den başlarım..
gökçeada, bozcaada, asos..
ayvalık mayvalık derken aşağı doğru kayarım..
bulduğum campingde canım sıkılana kadar kalırım,
marmarise kadar inerim geze geze,
eh marmarise gelince elbet biraz duraklarım..

bodrum nightz sucks ama olsun,
oraya da bi uğrarım..
ve devam..

"akdeniz akşamları bir başka oluyor"
şarkıdan herkes nefret ediyor
ama görünen o ki hala unutulmuyor..

şimdi bu planı benim aklım mı yapıyor
kalbim mi yapıyor
yoksa 2si de değil, buna hayal dünyasında yaşamak mı deniyor?
ne fark eder ki.. canım bunu istiyor..

şimdi belkide "bunu kim istemez" diyenler de çıkar,
oysa yüzlerce var istemeyecek,
onun yerine işe gelecek, çalışacak, para biriktirecek,
kendine bir gelecek kuracak..
ben de büyüdüm ama kurulacak olan gelecek neden sanki benim değilmiş gibi geliyor?

uyuz oluyorum çünkü,
yarına yatırım yapmaya..
varlığı meçhul bir yarın için,
bugünün içine sıçmaya..

işte akılsız başım, azıcık aşım,
diyorum ki hüseyin abi'ye
ulan işe girmeden önce
daha mı az borcum vardı ne :))

neyse bu hayat böyle geçmez elbette,
en azından kalbimin içerisinde
maillerde gezen dimes meyva suyunun içerisinden çıkan
küf canavarı gibi bişey var
kendiliğinden üreyen
ve beni dürtüyor,
facebook poke'larının aksine
bu dürtülüş beni rahatsız etmiyor
bilakis mutlu oluyorum
alışmadıkça
alışamadıkça
hala bir şansım var diyorum..
hala aklım firarda madem,
elbet bir yolunu da bulurum,
bir gün
kalbimi aklıma
aklımı kalbime uydururum
ve derim ki
en azından ben kendi yolumu buldum..
misafir olarak geldim bu dünyaya evet ama
bulduğumu yemedim
umduğumu aradım..

2 yorum:

digipache dedi ki...

pekiii ne yedin sonuç olarak?


(saldırı diil, soruorm.. valla. bide "marmarise bu kadar az gidilen" bi yaz tatili durumu var ki yani... eyvallah... : )

shadowboxer dedi ki...

açım.

marmaris'e de ne kadar gitsem az :)

o sebeple gene gidiyorum..